Sûre 12 · Ayet 111
يوسف
12. Yûsuf Suresi · 111. Ayet
لَقَدْ كَانَ فِى قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَـٰبِ ۗ مَا كَانَ حَدِيثًا يُفْتَرَىٰ وَلَـٰكِن تَصْدِيقَ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ كُلِّ شَىْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ ﴿١١١﴾
Lekad kane fi kasasıhim ibretun li ulil elbabi ma kane hadisen yuftera ve lakin tasdikal lezi beyne yedeyhi ve tafsile kulli şey'in ve huden ve rahmeten li kavmin yu'minun.
Gerçekten de onların kıssalarında üstün akıllılar için bir ibret vardır. Bu Kur'ân uydurulmuş herhangi bir söz değildir. Lâkin kendisinden önce gelen kitapların tasdiki her şeyin ayrıntılarıyla açıklayıcısı ve iman edecek bir kavim için hidayet ve rahmettir
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | لَقَدۡLemma: ل | Edat | andolsun | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | كَانَLemma: كانَ | Fiil | idi | كون | olmak, var olmak |
| 3 | فِيLemma: فِي | Edat | i̇çinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | قَصَصِهِمۡLemma: قَصَص | İsim | kıssa, hikaye | قصص | takip etmek/iz sürmek; anlatmak; kıssa/hikâye |
| 5 | عِبۡرَةٞLemma: عِبْرَة | İsim | ibret | عبر | geçmek / ibret almak / yorumlamak |
| 6 | لِّأُوْلِيLemma: ذُو | Edat + İsim | erkekler | أول | ilk olmak, başlangıç; (أولو/أولات) sahip olanlar, -e sahip |
| 7 | ٱلۡأَلۡبَٰبِۗLemma: أَلْباب | Edat + İsim | akıl | لبب | kalp, zihni, akıl, iç |
| 8 | مَاLemma: ما | Edat | ne / şey | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 9 | كَانَLemma: كانَ | Fiil | idi | كون | olmak, var olmak |
| 10 | حَدِيثٗاLemma: حَدِيث | İsim | hadis, olmak | حدث | hadis, olmak |
| 11 | يُفۡتَرَىٰLemma: افْتَرَى | Fiil | iftira etti | فري | yarmak/kesmek; uydurmak/iftira etmek |
| 12 | وَلَٰكِنLemma: و | Edat | fakat | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | تَصۡدِيقَLemma: تَصْدِيق | İsim | doğru söylemek | صدق | doğru söylemek |
| 14 | ٱلَّذِيLemma: الَّذِي | İsim | ki o | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | بَيۡنَLemma: بَيْن | İsim | önünde | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 16 | يَدَيۡهِLemma: يَد | İsim | önü | يدي | el, güç |
| 17 | وَتَفۡصِيلَLemma: تَفْصِيل | Edat + İsim | ayırmak, fasıl | فصل | ayırmak, fasıl |
| 18 | كُلِّLemma: كُلّ | İsim | her | كلل | bütün, tamamı |
| 19 | شَيۡءٖLemma: شَىْء | İsim | şey, bir şey | شيأ | istemek, dilemek; şey |
| 20 | وَهُدٗىLemma: هُدًى | Edat + İsim | hidayet etti | هدي | yol göstermek, hidayet etmek |
| 21 | وَرَحۡمَةٗLemma: رَحْمَة | Edat + İsim | rahmet | رحم | merhamet etmek, rahmet |
| 22 | لِّقَوۡمٖLemma: قَوْم | Edat + İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 23 | يُؤۡمِنُونَLemma: آمَنَ | Fiil + İsim | İman etti | أمن | güvenmek, emin olmak, inanmak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.