Sûre 2 · Ayet 237
البقرة
2. Bakara Suresi · 237. Ayet
وَإِن طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ إِلَّآ أَن يَعْفُونَ أَوْ يَعْفُوَا۟ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ عُقْدَةُ ٱلنِّكَاحِ ۚ وَأَن تَعْفُوٓا۟ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ ۚ وَلَا تَنسَوُا۟ ٱلْفَضْلَ بَيْنَكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ ﴿٢٣٧﴾
Ve in tallaktumuhunne min kabli en temessuhunne ve kad feradtum lehunne ferideten fe nısfu ma feradtum illa en ya'fune ev ya'fuvellezi bi yedihı ukdetun nikah ve en ta'fu akrabu lit takva ve la tensevul fadla beynekum innallahe bima ta'melune basirun
Eğer onları, kendilerine dokunmadan önce boşar ve mehri de kesmiş bulunursanız, o zaman borç, o kestiğiniz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veya nikâh akdini elinde bulunduran kimse bağışlarsa başka. Ey erkekler! sizin bağışlamanız ise takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın şüphesiz ki Allah, her ne yaparsanız hakkiyle görür
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وَإِنLemma: و | Edat | ve | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | طَلَّقۡتُمُوهُنَّLemma: طَلَّقَ | Fiil + İsim | boşamak | طلق | boşamak / salıvermek |
| 3 | مِنLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | قَبۡلِLemma: قَبْل | İsim | önce | قبل | önce olmak, önünde olmak |
| 5 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 6 | تَمَسُّوهُنَّLemma: مَسَّ | Fiil + İsim | dokunur | مسس | dokunmak |
| 7 | وَقَدۡLemma: و | Edat | ve | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 8 | فَرَضۡتُمۡLemma: فَرَضَ | Fiil + İsim | farz | فرض | farz kılmak / belirlemek |
| 9 | لَهُنَّ | Edat + İsim | onlar için (dişil) | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 10 | فَرِيضَةٗLemma: فَرِيضَة | İsim | farz | فرض | farz kılmak / belirlemek |
| 11 | فَنِصۡفُLemma: نِصْف | Edat + İsim | yarım | نصف | yarı; orta; yarıya indirmek |
| 12 | مَاLemma: ما | İsim | ne / şey | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | فَرَضۡتُمۡLemma: فَرَضَ | Fiil + İsim | farz | فرض | farz kılmak / belirlemek |
| 14 | إِلَّآLemma: إِلّا | Edat | hariç | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 16 | يَعۡفُونَLemma: عَفا | Fiil + İsim | affeder | عفو | affetmek |
| 17 | أَوۡLemma: أَو | Edat | veya | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 18 | يَعۡفُوَاْLemma: عَفا | Fiil | affeder | عفو | affetmek |
| 19 | ٱلَّذِيLemma: الَّذِي | İsim | ki o | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 20 | بِيَدِهِۦLemma: يَد | Edat + İsim | el | يدي | el, güç |
| 21 | عُقۡدَةُLemma: عُقْدَة | İsim | düğüm | عقد | bağlamak / düğümlemek / sözleşmek |
| 22 | ٱلنِّكَاحِۚLemma: نِكاح | Edat + İsim | evlilik | نكح | nikâhlanmak / evlenmek |
| 23 | وَأَنLemma: و | Edat | ve | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 24 | تَعۡفُوٓاْLemma: عَفا | Fiil + İsim | affeder | عفو | affetmek |
| 25 | أَقۡرَبُLemma: أَقْرَب | İsim | yakınlar | قرب | yaklaşmak |
| 26 | لِلتَّقۡوَىٰۚLemma: تَقْوَى | Edat + İsim | sakındı, korundu | وقي | korumak, sakınmak; takva |
| 27 | وَلَاLemma: و | Edat | ve değil | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 28 | تَنسَوُاْLemma: نَسِيَ | Fiil + İsim | unutur | نسي | unutmak |
| 29 | ٱلۡفَضۡلَLemma: فَضْل | Edat + İsim | fazilet, lütuf | فضل | fazlalık, üstünlük, lütuf; üstün kılmak |
| 30 | بَيۡنَكُمۡۚLemma: بَيْن | İsim | arasında | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
| 31 | إِنَّLemma: إِنّ | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 32 | ٱللَّهَLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 33 | بِمَاLemma: ما | Edat + İsim | olana | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 34 | تَعۡمَلُونَLemma: عَمِلَ | Fiil + İsim | yaparsınız | عمل | iş yapmak, amel |
| 35 | بَصِيرٌLemma: بَصِير | İsim | gören | بصر | görmek, basiret |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.