Sûre 7 · Ayet 116
الأعراف
7. A'râf Suresi · 116. Ayet
قَالَ أَلْقُوا۟ ۖ فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ سَحَرُوٓا۟ أَعْيُنَ ٱلنَّاسِ وَٱسْتَرْهَبُوهُمْ وَجَآءُو بِسِحْرٍ عَظِيمٍ ﴿١١٦﴾
Kale elku felemma elkav seharu a'yunen nasi vesterhebu hum ve cau bi sihrin azimin
Musa, "Siz atın" dedi. Atacaklarını atınca herkesin gözünü büyülediler ve onları dehşete düşürdüler. Doğrusu büyük bir sihir gösterdiler
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | قَالَLemma: قالَ | Fiil | der | قول | söylemek, söz |
| 2 | أَلۡقُواْۖLemma: أَلْقَى | Fiil + İsim | attı, bıraktı | لقي | karşılaşmak |
| 3 | فَلَمَّآLemma: لَمّا | Edat + İsim | henüz, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | أَلۡقَوۡاْLemma: أَلْقَى | Fiil + İsim | attı, bıraktı | لقي | karşılaşmak |
| 5 | سَحَرُوٓاْLemma: سَحَرُ | Fiil + İsim | sihir | سحر | büyü yapmak; seher vakti |
| 6 | أَعۡيُنَLemma: عَيْن | İsim | göz, kaynak | عين | göz, kaynak |
| 7 | ٱلنَّاسِLemma: ناس | Edat + İsim | insanlar | أنس | alışmak, yakınlık kurmak; insan |
| 8 | وَٱسۡتَرۡهَبُوهُمۡLemma: اسْتَرْهَبُ | Edat + Fiil + İsim | korkutmak | رهب | korkmak / çekinmek / ruhbanlık |
| 9 | وَجَآءُوLemma: جاءَ | Edat + Fiil + İsim | gelir | جيأ | gelmek |
| 10 | بِسِحۡرٍLemma: سِحْر | Edat + İsim | sihir | سحر | büyü yapmak; seher vakti |
| 11 | عَظِيمٖLemma: عَظِيم | İsim | büyük | عظم | büyük olmak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.