Sûre 4 · Ayet 101
النساء
4. Nisâ Suresi · 101. Ayet
وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِى ٱلْأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَقْصُرُوا۟ مِنَ ٱلصَّلَوٰةِ إِنْ خِفْتُمْ أَن يَفْتِنَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ ۚ إِنَّ ٱلْكَـٰفِرِينَ كَانُوا۟ لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا ﴿١٠١﴾
Veiza darabtum fil ardı feleyse aleykum cunahun en taksuru mines salati in hıftum en yeftinekumullezine keferu innel kafirine kanu lekum aduvven mubina.
Yeryüzünde sefere çıktığınızda kâfirlerin size bir kötülük yapacağından korkarsanız namazı kısaltmanızda size bir vebal yoktur. Kuşkusuz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وَإِذَاLemma: إِذا | Edat + İsim | ne zaman, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | ضَرَبۡتُمۡLemma: ضَرَبَ | Fiil + İsim | vurdu, örnek verdi | ضرب | vurmak; örnek vermek; yola çıkmak/dolaşmak |
| 3 | فِيLemma: فِي | Edat | i̇çinde | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | ٱلۡأَرۡضِLemma: أَرْض | Edat + İsim | yeryüzü | أرض | yeryüzü, toprak |
| 5 | فَلَيۡسَLemma: لَيْسَ | Edat + Fiil | değil | ليس | olmama, değil |
| 6 | عَلَيۡكُمۡLemma: عَلَى | Edat + İsim | sizin üzerinize | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 7 | جُنَاحٌLemma: جُناح | İsim | sakınca | جنح | meyletmek / kanat / sakınca |
| 8 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 9 | تَقۡصُرُواْLemma: تَقْصُرُ | Fiil + İsim | saraylar | قصر | kısaltmak / sınırlamak |
| 10 | مِنَLemma: مِن | Edat | -den, -dan | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 11 | ٱلصَّلَوٰةِLemma: صَلاة | Edat + İsim | namaz | صلو | salat, dua, namaz; Allah'a yöneliş/kulluk bağlamı |
| 12 | إِنۡLemma: إِن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 13 | خِفۡتُمۡLemma: خافَ | Fiil + İsim | korkar | خوف | korkmak |
| 14 | أَنLemma: أَن | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | يَفۡتِنَكُمُLemma: فَتَنُ | Fiil + İsim | fitneye düşürmek | فتن | sınamak; fitneye düşürmek; ayartmak; azap/bela |
| 16 | ٱلَّذِينَLemma: الَّذِي | İsim | kimseler | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 17 | كَفَرُوٓاْۚLemma: كَفَرَ | Fiil + İsim | küfreder | كفر | örtmek, inkâr etmek |
| 18 | إِنَّLemma: إِنّ | Edat | şüphesiz, gerçekten | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 19 | ٱلۡكَٰفِرِينَLemma: كافِر | Edat + İsim | kafir | كفر | örtmek, inkâr etmek |
| 20 | كَانُواْLemma: كانَ | Fiil + İsim | idiler | كون | olmak, var olmak |
| 21 | لَكُمۡ | Edat + İsim | sizin için | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 22 | عَدُوّٗاLemma: عَدُوّ | İsim | düşman | عدو | düşmanlık etmek; sınırı aşmak; saldırmak |
| 23 | مُّبِينٗاLemma: مُبِين | İsim | apaçık | بين | ayırmak, açıklamak, belli olmak |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.