Sûre 61 · Ayet 5
الصف
61. Saf Suresi · 5. Ayet
وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ يَـٰقَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِى وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّى رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيْكُمْ ۖ فَلَمَّا زَاغُوٓا۟ أَزَاغَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمْ ۚ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَـٰسِقِينَ ﴿٥﴾
Ve iz kale musa likavmihi ya kavmi lime tu'zuneni ve kad ta'lemune enni resulullahi ileykum felemma zağu ezağallahu kulubehum vallahu la yehdil kavmel fasikin.
Bir zaman Musa, kavmine: "Ey kavmim! Benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz?" demişti. Onlar eğrilince, Allah da kalblerini eğriltti. Allah fasıkları doğru yola iletmez
— Elmalılı H. Yazır
Kelimeler tek tek gösterilir; tür, anlam ve kök bilgileri aynı satırda verilir.
| # | Kelime | Tür | Anlam | Kök | Kök açıklaması |
|---|---|---|---|---|---|
| 1 | وَإِذۡLemma: إِذ | Edat + İsim | o zaman, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 2 | قَالَLemma: قالَ | Fiil | der | قول | söylemek, söz |
| 3 | مُوسَىٰLemma: مُوسَى | İsim | Musa | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 4 | لِقَوۡمِهِۦLemma: قَوْم | Edat + İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 5 | يَٰقَوۡمِLemma: قَوْم | Edat + İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 6 | لِمَLemma: ما | Edat + İsim | ne | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 7 | تُؤۡذُونَنِيLemma: أُوذِيَ | Fiil + İsim | eziyet görmek | أذي | eziyet, incitmek, rahatsız etmek, zarar vermek |
| 8 | وَقَدLemma: و | Edat | ve | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 9 | تَّعۡلَمُونَLemma: عَلِمَ | Fiil + İsim | bilmek, bilgi | علم | bilmek, bilgi, ilim |
| 10 | أَنِّيLemma: أَنّ | Edat + İsim | ben | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 11 | رَسُولُLemma: رَسُول | İsim | elçi | رسل | göndermek, elçilik |
| 12 | ٱللَّهِLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 13 | إِلَيۡكُمۡۖLemma: إِلَى | Edat + İsim | sana | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 14 | فَلَمَّاLemma: لَمّا | Edat + İsim | henüz, -dığında | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 15 | زَاغُوٓاْLemma: زاغَ | Fiil + İsim | sapmak | زيغ | sapmak / eğrilmek |
| 16 | أَزَاغَLemma: أَزاغَ | Fiil | saptırmak | زيغ | sapmak / eğrilmek |
| 17 | ٱللَّهُLemma: اللَّه | İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 18 | قُلُوبَهُمۡۚLemma: قَلْب | İsim | kalp | قلب | dönmek, kalp |
| 19 | وَٱللَّهُLemma: اللَّه | Edat + İsim | Allah | أله | ilah, ibadet etmek |
| 20 | لَاLemma: لا | Edat | değil / yok | Kök bilgisi yok | Kök bilgisi yok. |
| 21 | يَهۡدِيLemma: هَدَى | Fiil | hidayet etti | هدي | yol göstermek, hidayet etmek |
| 22 | ٱلۡقَوۡمَLemma: قَوْم | Edat + İsim | kavim | قوم | ayağa kalkmak, ayakta durmak; kavim, topluluk |
| 23 | ٱلۡفَٰسِقِينَLemma: فاسِق | Edat + İsim | fasık | فسق | sapıtmak, fasıklık |
Temel anlam verisi büyük ölçüde mevcut.